“Her birimiz bir değişim anahtarıyız”

Saadet Öğretmen Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği’ni kuran Saadet Özkan: “Her birimiz bir değişim anahtarıyız. Tek başımıza hiçbir zafere gidemeyiz. Büyük bir toplumsal seferberliğe ihtiyacımız var”

Saadet Özkan’ı İzmir Menderes’te altı kız öğrencisinin okul müdürünün cinsel istismarına uğradığını ortaya çıkaran ve davanın takipçisi olan öğretmen olarak tanıdık. “Bu dava için öğretmenlikten vazgeçtim” diyen Özkan şimdi UCİM ismiyle bir platform oluşturdu ve Mersin’de Saadet Öğretmen Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği’ni kurdu...

- Kendinizi bu mücadeleye adadınız, şimdi de bu derneği kurdunuz.

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Yücel Ceylan’ın büyük katkısı oldu. Destek veren pek çok iş kadını var. Çok güzel bir kadro oluşturduk. Kadro dışında gönüllü psikiyatrist, psikolog, akademisyen ve hukukçular da var. Türkiye’nin her yerindeki çocuklar için bir yola çıktık.

- Hangi hizmetleri veriyorsunuz dernek olarak?

Hem hukuksal hem de travma desteği acil yardım ekibi oluşturduk. Ailelere bilgilendirme, psikolojik destek ve ihtiyaçlarına yönelik yardımlarla destek olacağız. Çocuklarla ilgili faaliyet kollarımız ise tedavi ve destek, fiziksel ve psikolojik tanıyla ilgili doğru kanallara yönlendirilmesi, hukuki yardım ve destek, bilgilendirme, eğitim ve öğretim. Koruyucu önlemler de uygulayacağız.

- Mersin dışında diğer şehirlerde de temsilcilikleriniz olacak mı?

Tüm şehirlerde temsilciliklerimiz için bir ağ kurduk. Her meslek dalına uygun konseylerimizi oluşturduk. Her ilde acil yardım edecek bir ekip ve İstanbul, Ankara gibi merkezlerde gönüllülerimiz var. Amacımız her çocuğa ulaşabilmek, bize ulaşan ailelere destek olabilmek ve davalara girmek. Sonrasında da koruyucu önlemler almak. Okullar, valilikler, birçok devlet organıyla işbirliği içinde projeler yürütmek; konferans, seminer ve yayınlarla destekleyip çocuk istismar ve ihmalinin önüne geçebilmek. Çocuklara eğitim verirken aileleri de eğittiğimiz zaman toplum olarak bunun önüne geçeriz.

“Gece öykülerini dinliyorum”

- Takipçisi olduğunuz davada 82 yıl ceza aldı sanık. Halktan çalışmalarınıza büyük bir destek geliyordur...

Her meslekten, yerden katkı sağlayacak insan profili oluştu, çok insan var gönüllü olmak isteyen. Her birimiz bir değişim anahtarıyız. Tek başımıza hiçbir zafere gidemeyiz. Sapıkları korumamamız lazım. Çocuklar bu konuda yalan söyleyemiyor, bilmedikleri bir şeyi anlatamazlar. Bizi arayanların içinde çocukken bunu yaşamış mağdurlar da var. Gece 2.00-3.00’lerde öykülerini dinliyorum. Arandığımda cevapsız bırakamıyorum. Sosyal medyadan da bana ulaşıyorlar. Öyle öyküler var ki gözyaşınızı tutamıyorsunuz. İstedikleri “Bu benim başıma geldi ama başka çocukları kurtarmam için lütfen vesile olun.”

- ABD’den de Uluslararası Kadınlar Cesaret Ödülü aldınız.

ABD’de ödül almak dışında birçok eyalete gittim, rehabilitasyon merkezlerini gezdim. Bunu yaşamış çocuklarla bir araya gelip öykülerini dinledim. Uygulanan teknikleri gördüm, videolar çektim hatta. Öngörülerimi çok geliştirdim, Amerika bu anlamda kapılar açtı. İnsanlar ise bu ödülle şunu gördüler: Bu çocukların sesini her yere duyurabiliriz.

- Dernek haricinde projeniz var mı?

Türkiye’de mülteci kampları da dahil her yeri gezeceğim. İlk amacım bu. İstismar, ihmal ve şiddetin önüne geçmek için yol almalıyız çünkü. Onun dışında  üniversitelerde eğitim bilimlerine, diğer öğretmenlere cinsel istismar ve ihmalin önlenmesiyle ilgili çalışmalar yapmak adına projelendirmemizi hazırlamaya başladık.  

“Israrla üzerine gitmeliyiz”

- Maalesef hâlâ istismar haberlerini okumaya devam ediyoruz.

Bunun önüne geçmek için ısrarla üzerine gitmeli, peşini bırakmamalıyız. Bu sorun artık konuşulduğuna göre, bunu çözeceğiz. Büyük bir çaba var. Ama bu hafta ortalama 10 aile beni “Adamın görev yerini değiştirelim diyorlar” diye aradı. Eğitim kurumlarında böyle bir durum olduğunda lütfen adli makamlara iletsinler. Üzerini kapattığımız her durum bir suçtur. Bu insanlar görevine devam ediyor, gittikleri yerde başka çocuklara da bunu yapıyor. Ve diyorlar ki “Biz yakayı ele vermiyoruz nasıl olsa”. Aynı benim vakamdaki gibi, düşünün o adam 22 sene görev yapmış! 

“Konuşulmayanı konuşulur hale getirdik”

- İstismar artık daha rahat konuşulabilen bir konu haline geldi.

Biz aslında konuşulmayanı konuşulur hale getirdik. Bunu çocuklarımıza nasıl anlatacağımızı öğrendik. 10 yaşında bir çocuğun bana söylediği şuydu: “Eğer bana bu durumdan kendimi nasıl korumam gerektiği öğretilmiş olsaydı, kendimi koruyabilirdim. Bilmediğim için ve o kişi beni tehdit ettiği için kimseye söyleyemedim ve çok korktum.” Bu kelimeler aslında şifreyi çözeceğimiz ana nokta. Konuşulur yaptık ama bunun ötesinde eğitim müfredatında çocuklara belirli bir biçimde öz savunma dersini vermemiz lazım. Milli Eğitim, Adalet, Aile ve Sosyal Politikalar bakanlıkları ve emniyetin içinde olduğu bir protokolun pratikte artık hizmete geçmesi gerekiyor. Büyük çaba var ama çocuklar dava sonrasında çok örseleniyor. Defalarca dinleniyorlar, aileler travma yaşıyor. Şunu duyuyorum “Çok korkuyorum, intihar etsem kurtulur muyum?” Böyle bir şey olmamalı. Biz bu çocukları korumak zorundayız. Büyük bir toplumsal seferberliğe ihtiyacımız var.